SÖZCÜKLE İNSAN OLMAK
Dilara
Kelleci
Türk Dili ve Edebiyatı / Türkçe Öğretmeni
Eğitim
düzeyi ne olursa olsun,hiç kimsenin ağzından düşürmediği bir
tümcedir “ insanı hayvandan ayıran ilk özellik, düşünmektir
” tümcesi...Bu tümcenin,eskilerin galat-ı meşhur dediği , yıllardan
beri süregelen bir yanlış olduğunu söylesek, ne dersiniz? Bu
çürütmenin dayanaklarını , maddeler ha-
linde açımlamaya çalışalım:
1. Bilim
adamları , insan ve hayvan vücudunun arasındaki farkları saptamaya
çalışmışlardır. Bu çalışmanın sonucunda elde edilen çıktı şu
olmuştur: Tek farklı yan, gırtlak yapısı ve dolayısıyla ses
tellerinin yapısıdır. Bir başka deyişle, konuşma yetimizi biçimlendiren
ve oluşumunu sağlayan yapı.
2. “Konuşma
ve düşünme ilişkisinde tarafların önceliği” konusunda deney
yapılmıştır. Deneyin özü şudur: Deneklere,gözlerini kapayıp
akıllarından hiçbir sözcük geçirmeden, istedikleri şeyi ya da
şeyleri “düşünmeleri” söylenmiştir. Deneyin sonunda, deneklerin
hepsi,görüntüleri akıllarından geçirirken, bu görüntülere “sözcük”lerin
yani “konuşma araçları”nın da eşlik ettiğini söylemiştir. Buna
karşı geliştirilen bazı yersiz görüşler de yok değildir: Örneğin,
“ama papağanlar da konuşuyor” görüşü. Bu,bilimsel olmayan ve
hatta komik bir iddia. Eğer papağanlara “konuşuyor” diyebilseydik,
mağaralar için de aynı yargıya varmamız gerekirdi. Çünkü her
ikisinin de çıkardığı sesler, basit bir yansıma ve yansıtma
ilişkisinden ibarettir.
3. Bu deney
sonucuna bakıldığında akla şu soru gelmiştir: “Öyleyse konuşma
ve duyma engelli olan kişiler düşünemez” sonucunu da mı çıkarmalıyız?
Elbette hayır! Lütfen bu kişiler için hazırlanan haber bültenlerini
getiriniz aklınıza. Spiker, onlara özgü birtakım işaretlerle
,haberleri aktarırken,ekranda aktarılan haberler alt yazı olarak
da geçiş halindedir. Demeye çalıştığımızı şöyle örneklendirmeye
çalışalım: Diyelim ki bir radyonuz var ve çalışıyor. Bizim de
bir radyomuz var ama, iyi çalışmıyor. Bu durumda biz “ radyomuz
yok” mu demeliyiz ; yoksa “radyomuz var ama iyi çalışmıyor”
mu demeliyiz? Doğal ve doğru olarak yanıtımız, ikincisi olmalıdır.
Dolayısıyla, konuşma ve duyma engeli olan insanlar, konuşamazlar
ancak onlar için konuşma yetileri yoktur diyemeyiz. Dememiz
gereken, onların da konuşma yetileri –yani sözcük bilgileri-var
ancak, onlar bu yetileri, psikolojik ya da fizyolojik birtakım
nedenlerden dolayı etkin kılamıyorlar, o kadar.
Sonuç
olarak; sözcükler yaşamdaki her türlü nesnenin ve kavramın akıldaki
izdüşümüdür. İşte bunun içindir ki sözcükler olmazsa, yaşamdaki
her türlü varlığın akıldaki izdüşümü de olmaz. Başka bir deyişle,
sözcükler olmadan düşünce de olmaz.
Düşünme,
evet, insanı hayvandan ayıran “en önemli” özelliktir ancak “ilk”özellik
değildir; konuşma ve bununla birlikte gelişen sözcük üretme,
kullanma yetisidir “ilk” ayrılan özellik. Yani ne kadar çok
sözcük bilir ve bunu kullanma yetimizi geliştirirsek, o kadar
iyi düşünürüz.
Unutmamak
gerek; “insan” olabilmek için hep daha çok sözcük bilmeyi hedeflemeliyiz;
aksi durumda düşünme yanımızı geliştirebilmemiz mümkün değildi.